İzmir’in Karaburun ilçesinde Hasan Akgüç Seramik İnş. San. Tic. A.Ş. tarafından planlanan Seramik Kili Ocağı Kapasite Artışı projesine yönelik tepkiler giderek artıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından 20 Temmuz 2026 tarihinde duyurulan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci, bölgedeki sivil toplum kuruluşları ve muhtarlar tarafından protesto edilmeye başlandı. Salgın Mahallesi’ndeki mevcut kapasitenin dört katına çıkarılacağı belirtilen proje, doğaya ve yerel yaşam alanlarına büyük zarar vereceği iddia ediliyor.
4 Kat Artan Üretim Hedefi
Yeni projeyle birlikte yıllık tüvenan kil üretim kapasitesinin 50.000 ton/yıldan 200.000 ton/yıla çıkarılması planlanıyor. Bu, çevre açısından ciddi endişeleri beraberinde getiriyor. Proje, İzmir’in önemli doğa alanlarından Karaburun-Ildır Özel Çevre Koruma Bölgesi sınırları içerisinde yer alıyor. 49,62 hektarlık ruhsat sahasının 5,67 hektarlık kısmını kapsayan çalışma alanı, bölgenin ekosistemine zarar verme potansiyeli taşıyor.
Karaburun Sivil İnisiyatifi ve yerel muhtarlar tarafından yapılan itirazlarda, yıllardır koruma altında olan bölgenin bu tür projelere kapalı olması gerektiği vurgulanıyor. Yöredeki ekosistemin dengesi üzerinde kurulu olan bu plan, tarım ve zeytinlik alanlarını da tehdit ediyor. Bu durum, bölgenin geçim kaynağı için son derece tehlikeli bir durum yaratıyor.
Kalıcı Bitki Örtüsü Hasarı Tehdidi
Projenin ÇED raporunda alansal bir genişleme olmayacağı ifade edilse de, 1 hektarın altında bir alanda yapılacak kazı çalışmalarının mevcut bitki örtüsünü kalıcı olarak etkileyeceği kaydediliyor. Karaburun Sivil İnisiyatifi tarafından yapılan açıklamada, bitki örtüsü ve tarım alanları üzerindeki olumsuz etkilerin kısa vadede telafi edilemeyeceğine dikkat çekildi. Bu durum, bölgedeki tarım verimliliğini de olumsuz etkileyecek.
Ayrıca, Karaburun-OIldır Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin korunması için koyulan yasaların da ihlal edildiği belirtiliyor. 2011 yılında alınan “ÇED Gerekli Değildir” kararı ile güncel koruma gereklilikleri arasında ciddi bir çelişki bulunuyor. Bu da projeye karşı olan tepkilerin daha da büyümesine neden oluyor.
Halk Sağlığına Tehdit
Salman ve Parlak mahalle muhtarları, projenin halk sağlığına doğrudan zarar vereceğini iddia ediyor. Projenin yer aldığı alan, yerleşim yerlerine oldukça yakın bir mesafede yer alıyor ve çevresinde zeytinliklerle tarım arazileri bulunuyor. Kapasite artışı ile üretimin neredeyse dört katına çıkacak olması, bu alanlarda yoğun toz emisyonlarına yol açacak. Özellikle bitkilerin çiçeklenme dönemlerinde bu kırsal alanların verimliliği olumsuz etkilenecek.
Muhtarlar tarafından yapılan açıklamada, halkı etkileyen toz, gürültü ve trafik sorunları da vurgulanarak, proje sürecinin derhal sonlandırılması çağrısı yapıldı. Yerel halk, sürdürülebilir bir yaşam alanı adına bu projeye karşı durma kararlılığını sürdürüyor.